Site içeriğinin izinsiz olarak topluca indirilmesi, kaydedilmesi, çoğaltılması, içeriklerin izinsiz kopyalanması dahil Tüm Hakkı Saklıdır.
logo
logo

AĞLAYAN BAŞKOZ

Yakın zamana kadar ilçemizin en gözde yazlık semtlerinden biriydi Başkoz..Atalarımıza göre cevizin en irisi burada yetişmesinden ve güneşi en geç gören (en kuz) anlamına gelen manada bu isim verilmiştir.
Başkoz’un dillere destan güzelliğni anlatamak mümkün değil.Benim gibi bu güzellikleri yaşamış orta yaş üzerindeki insanlarımız ,hiçbir zaman unutamayıp sık sık özlemle hatırlarlar..Bizden evvelkiler ”bayram gelse de Odaönünde yaygıngaç yapıp, binsek eğlensek” Öğrenciler ”Hıdırellez gelse de Çıralık’ta aded haline gelmiş davarlar kesilip,kazanlarda haşlansa da kırsofrasında doyasıya yiyebilsek” diye gün sayarlarmış..
Çıralık,Havuz,Gocaçayır,Gökmemedbağı, Odaönü,Fındık,Gebeli..ve daha nice mesire yerleri ile dünün Başkoz’u cennetteki irem bahçeleri sanki..
O gün yaşadıklarımızı bir anlatmaya başladık mı? Dinleyenlerimize, kim olsa masal gibi gelir.Kendi kendilerine hayıflanıp ”ah nerede o günler?” derler..Benim Başkoz ile ilgili unutamadaığım en belirgin özellik: Yeşilin tüm tonlarının barındığı,sık ve yüksek ağaç örtüsünün güneşi bizden sakladığına tanık olmam.O kadar sık ağaç vardı ki,sincaplar hiç yere inmeden ağaçtan ağaca atlayarak bahçeleri dolaşabilirlerdi..
İşte dünün Başkoz’u bu kadar yeşil ve güzellikler içerisinde sahipli bir tablo görünümünde iken..Bugün Başkoz’u son derece viran ve sahipsiz..Peki neydi bu dünün cennet bahçesi yeşil başkoz’u bugünkü gırbaşkoza dönüştüren sebepler?
Herşeyin en iyisini bilen hep bizim dediklerimiz olsun diyen büyüklerimiz,dü Başkoz’un suyunu yaz aylarında sulamaya geri verilmek şartıyla içme suyu olarak almışlar götürmüşler arenlerden damarasına.Bir müddet sucu tutularak münavebeli bir şekilde, yaz aylarında verilmiş verilmesine de,ne hikmetse sonra tamamen kesilmiş bir dahada geri verilmemiş..
Peki neden ve hangi hakla?
Hukukçu bir dostum bu konuda ” -Dava açarsanız tazminatıyla birlikte suyunuzu geri alabilirsinzi” diyor.Burada niyetim kimseyi suçlamak ve ahkam kesmek değil. Bu hatalı uygulama şimdiki Belediye zamanında başlamamış.Bugün hayatta olan değerli büyüklerimizden Hüseyin Turan,Eşref Sarışahin, Şoför Ahmet Acerer..tespitlerime göre bu işin en eski canlı şahitleri.Çırpınsalar da bu yanlışlığı düzelttirememişler.
Evet Başkoz bugün ölüm döşeğinde can çekişen bir hasta.Tedavi bekliyor.Ortak miras olarak atalarımızdan devraldığımız emanetin hali içler acısı.Can damarı olan suyu kesilmiş.Sonra da bilinçsizce asırlık cevzi ağaçlarının kesilmesine nasılsa izin verilmiş? Şu anda Allah korkusu kul hakkı hiçe sayılarak,yazdan yaza gelmek üzere güvenle emanet bıraktığımız bahçelerimizde bir elin parmakları adedince zatı muhteremlerin koyun ve keçilerinin otlağı haline getirelerek heyelan bölgesi olmuş..Kimsenin umurunda değil.
Yazık hemde çok yazık! Atalarımızın kemiklerini sızlatıyoruz.Merhum babamın Başkoz’a karşı aşırı düşkünlüğünü şimdi daha iyi anlıyorum.(-Oğlum biz öldükten sonra bu bahçelerde ölür.Eğee ne demişler: Mal sahibi mülk sahibi,hani bunun ilk sahibi? Mal da yalan, mülk de yalan..)
Hele şimdi bazen gidişimde,ömrünün son günlerinde bile bahçesine sımsıkı sarılan,nemli gözlerle,etrafında toprak olmuş komşularını arayan Eşref Sarışahin amcaya rastlayıp eskilerden koyu bir sohbete dalıyor..çaresizliğimiz, duyarsızlığımız
ve vefasızlığımız karşısında hüzünleniyor ”Başkoz’u kurtarabilirmiyiz acaba? ” diye bir umut bir teşebbüs bekliyorum..

Yazan: M. Rıdvan ERTAN
Isparta Gazi Lisesi Tarih Öğretmeni
16 Mayıs 2000

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir