Site içeriğinin izinsiz olarak topluca indirilmesi, kaydedilmesi, çoğaltılması, içeriklerin izinsiz kopyalanması dahil Tüm Hakkı Saklıdır.
logo
logo

İSTİKLAL MARŞIMIZ (YAZI)

(Dünümüz,bugünümüz,yarınımız,varlığımız,namusumuz..!)

Uzun zamandır İstiklal Marşımız’la ilgili bir köşe yazısı yazmak vardı içimde. Nitekim ilimiz Atatürk Parkı giriş kapısında solda çeşme arkasında çimenler üzerinde, bronz bir levhaya yazılmış bu marşımız. Ancak kabartma yazılar okunamayacak derecede aşınmış kısa sürede. Dolayısiyle bu marşımızı belirli yerlere yerleştirirken malzeme kalitesi kadar korunmasına da çok önem vermeliyiz.

12.Mart 1921 yılında TBMM.kabul edilen İstiklal Marşımız, Anayasamızın 4. maddesinde değiştirilemeyeceği ve değiştirilmesinin dahi teklif edilemeyeceği açık ve net biçimde vurgulanmakta. T.C.Devleti var oldukça bundan kimsenin kuşkusu olmamıştır,olmamalıdır.Dolayısiyle olamayacaktır.

İstiklal Marşımız olmassa olmazlarımızdan, bağımsızlık ve milli marşımızdır. Kahraman ordumuza ve yüce Türk milletimize yazılmış, bize bu eşssiz vatanı canları pahasına armağan eden şehidlerimizin aziz ruhlarına armağan edilmiş bir methiye, teşekkür, duadır.

İlkokula başladığımız ilk günden itibaren, tarihte eşi benzeri görülmeyen bir destanın terennümlerini ifade eden, bu marşımızı söyleriz söylemesine..Hatta 10 kıtasını da ezbere biliriz. Çünkü sözleri, hergün derslerde, karşımızdaki yazıtahtasının üzerinde, gözümüz önündedir her an. Ancak görünen o ki: Milli Marşımızın hakettiği şekilde söylenemediğini üzülerek itiraf etmeliyiz.
Orta yaş üzerindekiler hatırlarlar. Bizim talebelik yıllarımızda, elektrik ve dolayısiyle mikrofon yoktu. Milli marşımızı söylerken o kadar coşkulu bir sesle söylerdik ki; (olsaydı bile mikrofona gerek duymayacak kadar..!) tören alanını inim inim inletirdik. Marşımızı söylerken çevremizden kim geçse; Durur, dinler, saygısını göstererek mutlaka eşlik ederdi bir şekilde bize. Hiç unutmam bir gün, kendi halinde cahil bir kadın vatandaşımız, biz marş söylerken geçip gitmişti, okulumuz bahçesi bitişiğindeki yolundan.Tören bitiminde okul müdürümüz, o vatandaşımıza hepimizin önünde, o kadar büyük tepki göstermiş, nutuk atmıştı ki..? Bir daha benzer manzara ile karşılaşmadık.Nasıl karşılaşalım ki: Tören esnasında Allah muhafaza, bir an gaflet ve delalete düşüp, gözümüzü tören komutanından ayırsak, ya da şimdikilerin sıkça bir benzeri, söylermiş gibi yapsak, başımıza gelecek felaketlerin bilincinde idik.

İstiklal Marşı bizim namusumuz,şerefimiz. İlk iki kıtasını; açılış,kapanış,ve özel günlerde hep birlikte söylüyoruz. Süresi, 50 saniye ile 60 saniye arasında değişiyor. Bu süre, altına inerse hızlı, üzerine çıkarsa, ağır söylenmiş olur. İstiklal Marşımızın hak ettiği şekilde amacına uygun söylenebilmesi için; öncelikle milli bilinc ruhu oluşmalı.Yürekten gelen çok gür canlı bir sesle, doğru ve saygın bir şekilde söylenmelidir.Ne sabahın mahmurluğu, ne günün yorgunluğu, ne de soğuk, sıcak, yağış…Asla engel olamaz.Bu gerçekleri bilmemenin, bana göre imkan ve ihtimali yok.
Heyhat..! Günümüzde İstiklal Marşımızı dilimizin ucuyla söyleyenlere,kaset koyup pileybek yapanlara, isyan ederek sormak istiyorum. Neden böyle? Türkiye esir ülkesi mi? Başımıza silah mı dayayan var? Bu çekingenlik ve ürkeklik niye.. Peki ya marşımızı söylerken, saygısını göstermek için beklemeyip, diyet borcunu ödemeden geçip gidenlere ne demeli? Acaba, farkında mı değil, umurunda mı değil? Dinlemeyene değil, dinletemeyene bakmalı.

Milli Marşımızın yazarı,TBMM ilk Burdur Millet Vekili Mehmet Akif ERSOY (1873 -1936) Bestecisi, Cumhurbaşkanlığı Senfoni orkestrası ilk şefi Osman Zeki Üngör (1880 -1958) sağ olsaydı, ya da çıkıp gelseydi, ne denli bir tepki gösterirlerdi hiç düşünebiliyormuyuz? Bana göre, her ikisi de ”eksik ve yanlış okuyorsunuz..” der isyan ederdi. Acaba, nedir bu eksiklik ve yanlışlarımız?
Şu bir gerçek ki; İstiklal Marşımızın amaca uygun biçimde söylenmesinde, çok büyük ve önemli sıkıntılar yaşıyoruz.Bu sıkıntıları bazen görmezden geliyor,bazen de aşmak için bir takım çözümler buluyoruz.
Bu çözümlerin başında kaset eşliğinde söyletmek geliyor. Bu yaklaşım yılların bir tarih öğretmeni olarak, bana çok yanlış geliyor. Neden kaset eşliğinde? Biz marşımızı kasetsiz söyleme özürlümüyüz? Diğer yandan sıkıntıların her okulda, branş müzik öğretmeni olmayışından kaynaklandığını iddia edenler de var. Ben bu iddiaya da katılmıyorum.Bunu da şuna dayanarak söylüyorum. Benzer sıkıntılar Müzik öğretmeni olan okullarda da aynen yaşanıyor.

Peki çare nedir? Bana göre çok kolay.
*Kendim son Köy Enstitüsü emsali öğretmen okulu mezunuyum.Emsallerim bilirler. Müzik dersi çok önemli temel derslerden biriydi.Her öğretmen adayı, İstiklal Marşımızı amacına uygun söylemeğe büyük gayret sarf ederdi. Nihayetinde ruhumuzun derinliklerine nakşettiğimiz,tüm benliğimizle yaşayışımıza aksettirdiğimiz olmassa olmazlarımızdan milli marşımızı kavrardık. Değilse asla mezun olamayacağının bilincinde idi. Günümüz mezunları ile ilgili hiç bir yorum yapmayıp herkesin taktirine bırakacağaım.Kendime gelince..Şahsen ben hayatım boyunca,milli marşımızın bilincinde olduğuma,bu bilinci tüm öğrencilerime aşılamaya çalıştığıma,en azından hakettiği biçimde söylemeye çalışan ve yine en azından söyletmeye çalıştığım bir öğretmen olduğuma inanıyorum.Bu konuda vicdanen müsterihim.
*Okulların açıldığı ilk hafta sadece İstiklal Marşımızın nasıl söylenmesi gerektiği ve hataları düzeltme hususunda çalışmalar yapılması yararlı olacaktır.
*Belirli derslerde marşımızı,kuru kuruya ezberletmek yerine içeriği ve anlamı hakkında hassasiyetle durulmalı, yeri geldikçe günümüz olayları ile verilen mesajlar kıyaslandırıp, dersler çıkararak uygulamaya dönüştürülmeli.
*İstiklal Marşımızın söylenmesinin çok zor olduğu yönündeki asılsız kuşkuların anında bertaraf edilmesi. Yabancı bir pop şarkısını tıpa tıp söylemeyi beceren bir öğrenci, (benzetme de hata olmasın) hele hele bu milli marşımızı özlemlediğimiz şekilde rahatlıkla söylesin.Yeterki istesin.Önemini kavrasın..şeklinde bilinc verilmeli.
* Asıl önemlisi de kaset eşliğinde asla söylettirilmemeli. Başlangıçta kavratılıncaya kadar kısa bir süre, sadece müzik kaset eşliğinde olabilir. Ancak yine vurguluyorum, Sözlerini kesinlikle bizler canlı söylemek şartı ile.

Sevgili Gençler! değerli meslektaşlarım, kıymetli okurlar: Şunu hiçbir zaman aklımızdan çıkarmayalım. Dünyanın en şanslı ülkesinde yaşıyoruz. Bu ülke kolay kazanılmadı. Her güzelliğin bir bedeli vardır. Bu cennet vatan için atalarımız, canlarını bedel olarak ödedi. Bugünlerin kıymetini bilelim.Tarih boyunca hep bizi bir yapan, Milli birlik ve beraberliğimizin mayası, Ezanımız susmasın. Bayrağımız inmesin. Milli Egemenliğimizin esası laik,demokratik,sosyal hukuk devletimiz ve yönetimimiz ilelebet payidar kalsın.
Bunun için de, İstiklal Marşımızı artık, her paltformda özümüzde canlı söylettirelim,söyleyelim, nihayetinde dinlettirelim. Milli Marşımızla var olduk. Milli Marşımızla varız.Milli Marşımızla.. var olacağız.Zira şairimize bir daha yazarmısın? diye sorduklarında, verdiği son derece anlamlı şu mesajda olduğu gibi;
”Allah bu ülkeye bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın.” Çünkü İstiklal Marşımız,sözümüz,gözümüz,özümüz bizim.

Rıdvan ERTAN
Göller Bölgesi Yazar-Şairler Dern.üyesi

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir