Site içeriğinin izinsiz olarak topluca indirilmesi, kaydedilmesi, çoğaltılması, içeriklerin izinsiz kopyalanması dahil Tüm Hakkı Saklıdır.
logo
logo

SÜTÇÜLER YEŞİL KALMALI

iletişim ve haberleşme araçlarında yayımlanan yazıların sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Memleket meselelerinde kendi çerçevemden kaleme aldığım bu yazılar zaman zaman farklı taraflara çekilip kimilerine dokunsa da şahsımı bağlar.Bu noktada herkes düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.Bu hatırlatmayı yaptıktan sonra gelelim bu ay ki köşe yazıma:
Şirin ilçemiz Sütçüler geçmişte halıcılık ve ata mesleği sütçülük geçim kaynakları yanı sıra, asırlık dut ağaçları ve onun şifa kaynağı leziz dutları,organik pekmezi, oksijen deposu balta girmemiş ormanları ve tomrukları ..gibi ürünleri ve yeşilliği ile anılırdı.
Bugün geldiğimiz noktada ise bu değerlerin hiç birisine ne yazık ki! sahip çıkabildiğimizi söyleyemeyiz.
El emeği göz nuru Halıcılık sektörü çoktan bitti.Sütçülükle iştigal edenler iki elin parmakları sayısını geçmez.Asırlık dut ağaçlarımız kalmadı.Bu gidişle korkarım pek yakında olmayan bir ürünümüzün festivalini yapacağız ya da kaldıracağız.Ormanlarımız bitti.Sadece yeşilliğimiz kaldı diye avunsak nafile.Her geçen yıl bir önceki yeşilliğimiz arıyoruz.
Sütçüler ilçemizi bu durumda, bana göre hayal gibi görünen bırakın yeşillendirmeyi,mevcut yeşilliğimizi bari olsun koruyabilmek büyük bir başarı ve şanstır.
Bunun için her sene dikilen fidanlar, kuruyan ve kesilen ağaç sayısından fazla olmalı. Maalesef ki böyle bir nizam yok.
Geçmişte kereste ticareti için kamyon dolusu güzelim ceviz ağaçları kesildi acımasızca..! Yol girmeyen bakir bahçelere manda kağnılar sokularak talan edilmesine göz yumuldu.Bir kısmı Başkoz Gökmemed bağında sefil perişan olup çürüyüp gitti. İşin ticretini yapanların hayal ettikleri dağlara karlar yağdı.Saçakları geniş bir alana yayılan bu değerli dut ve ceviz ağaçlarımız bir yandan da bilinçsizce kesildi.Yerine yenisini yetiştiren yok.Yetiştirmek isteyenler bile başarılı değil.
Meyilli bir arazide kurulmuş ilçemizin endemik bitki örtüsünü ve doğal zemini korumak çok önemli.Atacağımız her adımda uygulayacağımız projelerde bu özelliği asla göz ardı etmemeliyiz.
Nitekim önce kanallara hapsettiğimiz sulardan uzak kalan bir çok ağaçlar kurudu.Kuruyan ve kesilen ağaçlar yerin zeminini oynattı.Buna bir de bahçelere açılan yolların yarım kalması eklenince toprak sürüklenmesi hızlandı.Kışın boşa akan suların ve sel taşkınlarının önlenmesi için ilçe merkezinde yapılan su kanalı çalışmaları ilçe merkezi için günü kurtarmaya yönelik belki geçici bir çözüm. Ancak bu suların ilçe merkezi altındaki inaltına ve erenlerde köprüye bırakılması: ”Saldım çayıra mevlam kayıra. Bundan sonrası tufan..” misali Derelerden itibaren alışılagelmedik biçimde suyun akışını hızlandırdı.Hızlanan su dere yatağı kenarlarındaki toprakları yalayıp sürükleyip yukarıdaki arazilerin kaymasına neden oldu.Burada asıl yapılması gereken bu su kanallarının dere yatağı ıslahı ile değirmenderesine kadar devam ettirilmesiydi.Dileriz bu ilk etap çalışmasını yapanlar bundan sonraki elzem ikinci ve son etapı da isterlerse hallederler..
Öyle ya da böyle ben bu Belediye Başkanımız dönemindeki kadar Sütçüler’imizin bu kadar yeşilliğini yitirdiğini hatırlamıyorum.(Hatırlayan varsa sözümü geri alırım) Bu iddiamı her platformda ispata hazırım.
Zira bu dönemde dikilen fidan sayısı belli.Hükümet konağı çevresindeki kanaletlere hangi amaçla dikildiği belli olmayan belki de çiçekle karıştırılan heder olan sedir fidanları?? Çatalpelit girişine yol kenarına bir kaç dut fidanı ve cami arkasına dikilip sonra da sökülerek heder edilen bir kaç fidan. Bahçe arasına açılan yollarda kesilen ağaçların sayısı belli değil.Keşke daha önceki dönemde dikilen 5 bin kavak fidan korunsaydı ,keşke yolun diğer tarafına da bi o kadar da bu dönemde dikilseydi? daha güzel bir görünüm olmazmıydı? Ayrıca her ne hikmetse bahçelerde başıboş dolaşan malların yeşilliğimize verdiği zararlara bir şekilde dur denilmenin zamanı çoktan geldi de geçiyor..!
Görüntüsünü kapatıyor gerekçesiyle tarihi Seferağa camii arkasındaki boylu ağaçları Tabiat ve Kültür Varlıklarını Koruma Müdürlüğü kestirirken: Diğer taraftan aynı yere tekrar alçak bodur değil de, yine boy veren orman ağaçları dikilmesi hangi mantığa uyar? Hele cami bahçesinin iki yanında kendiliğinden yetişmiş nar fidanlarından ne istediniz? Dallarında yanan ampul gibi sallanan pembe meyveleri oraya ayrı bir güzellik katıyordu.Çay bahçesinde kavaklar içerisinde boğulmuş çok kıymetli ilçemizde belki de tek palmiye ağacı ve yakınındaki sığla (günlük) ağacı kimin umurunda? O parkta asıl önem verilmesi gereken bu iki nadide ağaç fidanı.
Sözün özü Sütçülerimiz yeşil sütçüler diye anılacaksa mevcut yeşilliğimiz korunmalı.Bunun için de İlçe kayamakamlığı Belediye Orman İşletme İlçe Tarım Müdürlüğü ve Halkımız el ele gönül gönüle ortak bir noktada hareket etmeli.Geçmişte yeşilliği ile anılan Başkozumuz artık kırbaşkoz.Başkozun şartlı alınıp bir daha geri verilmeyen can damarı suyu yaz mevsiminde geri verilmeli.(Bu suyun gözünde yapılan sondaj çalışmalarından sonra su azaldı ve tabana indi.Kaybolmak üzere.Araştırılmalı)
Görünen köy klavuz istemez.Bu tespitler için ille de uzman olmak gerekmiyor.Ömrünün son anına kadar ağaç yetiştirmeyi korumayı bir ibadet sayan gerek bir ailenin bir ferdi.Gerekse o yörenin insanları olarak bire bir yaşadıklarımızı dile getiriyoruz.Gün bu gündür.Yarına kalırsa çok geç kalmış olabiliriz.O zaman da bizden önceki atalarımızdan aldığımız emaneti bizden sonraki evlatlarımıza bırakamamanın vebalini çekeriz.
Sütçüler yeşilliği ile anılacaksa hep yeşil kalmalı yeşillendirilmeli.Değilse tıpkı sütün ,sütçünün artık kalmadığı bir yere ha Sütçüsüz Sütçüler, ha yeşilsiz Sütçüler demek daha doğru olur.Söylemedi demeyin.

Yazan: M. Rıdvan ERTAN
Isparta Gazi Lisesi Tarih Öğretmeni

Leave a reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir